|
İlkokul ikinci sınıf öğrencisi M.K., sınıfındaki diğer çocuklar
gibi kıpır kıpır, cıvıl cıvıl. Oysa iki yıl öncesine kadar hayatla
bağları kopuktu, ''boğuk boğuk öten sesler''le çevrili dünyasında
tek başınaydı. "Oğlum yedi yaşındaydı ama konuşamıyordu. Elliye
yakın kelime biliyordu ama bunları yerli yersiz kullanıyor, hiç
cümle kuramıyordu. Onunla konuşmayı milyonlarca kez denedim, beni
anlayamıyordu, sanki başka bir dünyadaydı" diye anlatıyor annesi
o günleri...
Bebekken orta kulak iltihabı geçirmişti M.K. ilerleyen yaşına rağmen
konuşmayı sökemeyince, işitme problemi olabileceği düşüncesiyle
doktorlara taşındı. Ama kulaklarında fiziksel bir sorun yoktu, duyabiliyordu.
Bu kez, otistik ya da hiperaktif olabileceği şüphesiyle davranışları
bir kasete çekilip İngiltere'deki uzmanlara yollandı. Hayır, otistik
de değildi. Annesi kendini onun tedavisine adamıştı ama sonuç alınamıyordu.
Bir gün gazetede "işitsel tedavi"den, "konuşamayan çocuklar"dan
bahseden bir yazı okudu ve psikolog doktor Murat Güvençer'in kapısını
çaldı. M.K.'da zihinsel gelişme bozukluğu vardı, hemen.'İşitsel
Eğitim'e başlandı. Annesinin deyimiyle şimdi "bülbül gibi" konuşuyor."Bir
zamanlar 'boğuk boğuk öten' bir ses olarak algıladığı tüm kelimeleri,
cümleleri ve şarkıları; yedi yıl boyunca soramadığı, öğrenemediği
herşeyi şimdi keşfediyor".
İşitme = Davranış 
İşitsel Eğitim (Auditory Integration Training) otizm, hiperaktivite,
disleksi, Rett's Disorder, Asperger's Disorder gibi zihinsel gelişme
bozukluğundan kaynaklanan hastalıkların tedavisinde uygulanan ampirik
bir tedavi yöntemi. Fransız kulak burun boğaz uzmanı Guy Be- rard
bu yöntemi tam 30 yıIlık çalışma sonucunda geliştirmiş. Avrupa ve
ABD'deki çeşitli otizm merkezlerinin yürüttüğü 12 araştırma, bu
yoIla tedavinin olumlu sonuçlar verdiğini ama yöntemin tam olarak
nasıl çalıştığına dair bilimsel bir kanıt olmadığını söylüyor.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)'da yeterli araştırma olmadığından
tedavi yöntemini henüz onaylamamış. Ancak İşitsel Eğitim, ABD'de
ve Avrupa'da 15 ülkede 10 yılı aşkın bir süredir uygulanıyor. Türkiye'deki
geçmişi ise sadece iki yıllık; İşitsel Eğitim'in tek uygulayıcısı
olan psikolog doktor Murat Güvençer, aynı zamanda bu yöntemi Türkiye'ye
getiren kişi. "İşitsel Eğitim'i ilk kez 10 yıl kadar önce duyduğumda
inandırıcı gelmemişti. Bunun alternatif tedavi ya da para tuzağı
olduğunu söyleyenler vardı. Ama birkaç yıl sonra yabancı basında
yeniden karşıma çıktığında ilgimi çekti" diyor Güvençer.

Fransa'ya gidip Dr. Berard'ın öğrencisi olan Güvençer, bu tedavi
yönteminin işitsel ve ruhsal rahatsızlıklar arasında bir köprü kurduğunu
söylüyor: "Dr. Berard bu tedaviyi önceleri işitsel problemleri olan
hastalara uyguluyormuş. Ama bir defasında hem işitsel problemi olan
hem de ağır depresyon geçiren bir hastasının, tedaviden sonra ruhsal
olarak da iyileştiğini görmüş. Ve işitsel problemlerin ruhsal dünyayla
ilişkisi olduğunu, hatta otizm, disleksi gibi hastalıkların temelinde
işitsel problemlerin yattığını düşünerek çalışmalarını zihinsel
bozuklukları olan çocuklar üzerinde yoğunlaştırmış".
İşitsel Eğitim'in mimarı Dr. Berard "Hearing Equals Behavİor / İşitme
Eşittir Davranış" adlı kİtabında otizm ve benzeri hastalıklarla
işitsel algılama arasında bir bağ olduğunu söylüyor. Berard'a göre
sesleri algılamada problemler yaşayan beyin bunu düzeltmeye çalışırken
yorgun düşüyor ve bu durum sinir sistemini etkiliyor. Dr. Güvençer
de Berard'ı destekliyor: "Zihinsel gelişme bozukluğu olan çocuklarda
işitme kaybı olmaksızın hassas işitme, ağrılı işitme ya da asimetrik
işitme olabilir. Örneğin çocuk bin frekans bir sesi her iki kulaktan
eşit almayabilir ya da bazı frekanslara diğerlerinden daha hassas
olabilir; örneğin arı vızıltısını kamyon geçiyormuş gibi duyabilir.
Müzik dinlerken sesin sürekli olarak bir açılıp bir kısıldığını
düşünün; işte bu tür problemleri olan çocuklar dünyayı böyle algılarlar.
Dolayısıyla da bu durum zihinde büyük karışıklığa sebep olur. Beyne
etki eden her tür algı bozukluğu dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk,
duygusal gerilim ve ruhsal bozukluklara sebep olur". İşitsel Eğitim'e
göre beyindeki bu karışıklığı düzeltmenin yolu işitsel algılardaki
problemleri çözmekten geçiyor. İşitsel algılama düzeltilirse otizm
ve disleksi, hiperaktivite gibi otizmle bağlantısı olan hastalıkların
kalıcı tedavisİ mümkün olabiliyor.
Mucize değil devrim
"Kızım İrem üç yaşına geldiğinde hala konuşamıyordu" diyen Aslı
Şen, Dr. Güvençer'e başvuran annelerden biri. "Kızım bazı seslere
de aşırı duyarlıydı, örneğin çamaşır makinesinin sesinden çok korkuyordu.
Çok da içine kapanıktı". Aslı Hanım, irem'in fiziksel bir sorunu
olmadığını öğrenince Dr. Güvençer'e başvurmuş. 1.5 yıllık tedavi
son derece başarılı bir sonuç vermiş, İrem daha tedavinin ilk haftasında
bir-iki kelime söylemeye başlamış. Altı ay sonra tedavi tekrarlandığında
İrem'in dili tamamen çözülmüş, çevreyle iletişimi gelişmiş. Dr.
Güvençer bu tedaviyi iki yılda 150 hasta üzerinde uygulamış. "Bunların
yüzde 90'ı otistik ya da otistik komponenti olan rahatsızlıklardı"
diyor. Tedavi ettiği hastaların yüzde 75'inin son derece olumlu,
hatta mucizevi gelişmeler gösterdiğini de sözlerine ekliyor.
"Otizm bir iletişim hastalığıdır" diyor Güvençer. "Kendi dünyasında
yaşayan bu hastaların etrafla iletişimi, lisanı iletişim amaçlı
kullanımı kısıtlıdır. Filmlerde görmüşsünüzdür; elleriyle kulaklarını
kapatmaları, seslere aşırı tepki vermeleri hatta kriz geçirmeleri
bunun bir göstergesidir. Otizmi tamamen tedavi etmek mümkün değil
ama çocuğun işitsel bozuklukları giderilirse dışarıyla iletişimi
kolaylaşacaktır. Çocukların diğer tedavilerle beş-on yılda katedebilecekleri
yolu bu tedaviyle 15 gün-altı ay gibi kısa bir sürede alabilmek
bu alanda gerçekten devrim sayılabilecek bir gelişme!"
Eskiden otistikti...
Zeynep Saatçioğlu 15 yaşındaki oğlu Cem'in otistik olduğunu söylüyor.
"Konuşmakta ve algılamakta zorluk çekiyor, bazen bazı şeyleri beş
kez anlatmak gerekiyordu. Normal bir okula gidiyordu ama sürekli
eğitim takviyesi alıyordu. Orta bir öğrencisi olmasına rağmen ayakkabısını,
kravatını bağlayamıyor, yalnız başına dışarı çıkamıyordu. "Cem'in
bu durumunu düzeltebilmek umuduyla Hacettepe Üniveritesi'ndeki uzmanlara
başvuran ailesi, "otistik olduğu için yapacak bir şey olmadığı"
cevabını almış. Üç yaşından beri doktorluğunu yapan Dr. Güvençer
iki buçuk yıl kadar önce İşitsel Eğitim'i Türkiye'ye getirince,
bu yöntemi Cem'de uygulayabileceklerini söylemiş. Tedavi olumlu
sonuç vermiş. "Cem şimdi yaşıtlarıyla aynı düzeyde. Düşünüşünde,
davranışında, okul hayatında büyük gelişme oldu. Sınıfın en alt
seviyesindeyken şimdi en iyiler arasında" diyor anne Zeynep Saatçioğlu.
Pekçok anne-baba bunu "mucizevi bir tedavi" olarak nitelendirse
de, Dr. Güvençer İşitsel Eğitim'in, uyguladığı hastaların yüzde
30'unda hiç etkisi olmadığını söylüyor". Ama tedavi ettiğim hastaların
yüzde 75'inde büyük gelişmeler oldu, hatta bazıları dev adımlar
attı. Bu gerçekten umut verici ama bunu 'mucize tedavi' olarak nitelemek
yanlış olur". Güvençer ne derse desin, artık yüzü gülen ailelerin
ortak kanısı şu: "Kaybedecek bir şey ya da bir yan etki yok. Çocuklarımızın
geleceği için denemeye değer". 
Aydın bir yılda iyileşti...
Anaokulu
öğretmeni olan ablası diğer çocuklardan farklı olduğunu gördüğünde
Aydın beş yaşındaymış: "Okulda çalışmalara katılmıyordu, içine kapanık,
asosyal ve agresifti. El fonksiyonları ağırdı ve konuşması akıcı
değildi". Bir yıl önce Dr. Murat Güvençer'in zihinsel gelişme bozukluğu
teşhisi koyması üzerine İşitsel Eğitim'e başlanmış. "Aydın buraya
'müzik dinlemeye' zevkle geliyordu. Daha tedavi esnasında gelişmeler
oldu. Şimdi tüm sorunları düzeldi. El becerileri okuldaki eğitimin
de yardımıyla hızla gelişti, agresifliği kalktı. Okuldaki öğretmenleri
de tedavinin başlangıcından itibaren büyük gelişme gösterdiğini
söylüyor. Şimdi yaşıtlarından hiçbir farkı yok" diyor ablası.
Nasıl uygulanıyor?
İşitsel Eğitim'de Dr. Guy Berard'ın buluşu olan "audiokinetron"
adlı bir cihaz kullanılıyor. Bu cihaz başka bir ses kaynağından
verilen sesleri modüle ediyor, sesleri 15-25 bin frekansa kadar
değiştirebiliyor. Bir kaset ya da diskçalarIa bağlantılı olarak
kullanılan "audiokinetron" programlanarak, hastanın durumuna, ihtiyaçlarına
göre frekanslar arttırılabiliyor .İstenmeyen frekanslarsa yok edilebiliyor.
Sağ ve sol kulağa ayrı ayrı desibelde, volümde ses verilebiliyor.
Müzik türünün tedavide bir önemi yok. Ama çocukların zevkle dinleyebilmesi
için melodik, zengin ritmli müzikler tercih ediliyor. Çeşitli frekanslar
beynin ilgili bölümlerine bu müziğin içinden kamufle edilerek yollanıyor.
Beyne ulaşan bu ses dalgaları beynin bazı bölgelerini uyarıyor ve
tüm frekans eşiklerini eşit düzeye getirerek aşırı duyarlılık, asimetrik
ya da ağrılı algılamayı ortadan kaldırıyor ya da minimuma indiriyor
..
İşitsel Eğitim günde iki kez 30'ar dakikalık seanslarla iki haftada
gerçekleştiriliyor. Toplamı 10 saat olan 20 seansta tedavi tamamlanıyor.
Tedavinin etkileriyse onbeş gün-altı ay içinde görülebiliyor. Altı
ay sonunda istenen gelişme sağlanamamışsa tedavi tekrarlanıyor.
|