Okul Çağındaki Çocukların Ruhsal Sorunları         (Bella Dergisi Aralık 1989)
Orjinal haberi görüntülemek için buraya tıklayınız
(Resimler büyük boyutta olduğundan ekrana gelmesi 1-2 dk. sürebilir)

Çocuğun okula başlaması, anne-babalar için ilk emeklemesi ayakta durmayı, yürümeyi ôğrenmesi, konuşmaya başIaması gibi sevinçli ve heyecanlı bir olaydır. Doğallıkla, her yeni dönem gibi okula başlangıç da hem anne-baba hem de çocuğun kendisi için bir miktar stres de içerir. Bu, bir anlamda ilk ayrılık, çevre ile ilk baş başa kalma, anne-babadan ilk kopuştur. Bu nedenle, çocukların çoğunun ilk günlerde gösterdiği uyum sıkıntıları, hafif kaygılar, ufak tefek yakınmalar, hatta okul isteksizliği normaldir. Bunlar anne- babanın sabırlı, hoşgörülü, kararlı yaklaşımı, öğretmenin müşfik, okulu çekici kılan tutumu ve biraz da zamanın yardımıyla kolayca aşılır.

Küçüklüklerinden beri sevgi ve disiplinin dengeli biçimde bulunduğu evlerde yetişmiş, elleri erip akılları yettikçe yaşlarına uygun sorumluluklar üstlenmiş (yemeğini yardımsız yemek, kendi başına giyinip, soyunmak, tuvalet gereksinimini karşılamak, odası, yatağının düze- ninden yükümlü olmak vs.) sevinmiş ancak, aşırı kollanmamış, gereğinden fazla yardım edilmemiş çocuklar için okula uyum, saydıklarımızın ötesinde bir soruna yol açmaz. Bu çocukların anne-babaları için yapılacak tek şey, zaten oluşturmuş bulundukları sorumluluk duygusunun devamını sağlamaktır. Bu da, okul başarısı ile sevgi, şefkat gibi duyguları karıştırmamaya özen göstermek; başarı ve başarısızlıkları serin kanlı, akılcı karşılamak, bu nedenle ödül ve ceza yöntemlerine başvurmaktan kaçınmak, derslerinde gerektikçe yardım etmek, ancak kesinlikle onun yerine ve ya onunla birlikte yapmamakla mümkündür. Aksine davranışların, çocuğun kafasında okulu, anne-babanın hoşnut olması için gidilen bir yer haline getireceğini bilerek davranmak yeterlidir.

Bu çocukların dışında, genellikle ilkokul çağında su yüzüne vuran ve sayıları ihmal edilemeyecek düzeyde olan bazı çocuk ruh sağlığı bozuklukları vardır ki, okul başarısını da engelleyen bu sorunlar, anne-baba veya öğretmen tarafından çözülemez. Bu tür çocuklar için mutlaka ve gecikmeden bir uzmandan yardım istenmesi gerekir. Söz konusu bozukluklar, ne kadar erken teşhis edilirse, tedavi şansı o oranda yüksektir. Bu bozuklukların başlıcaları şunlardır:

Zihni Yetersizlik

Öğrenme hızı açısından çocuk, eğer sınıf çoğunluğunun gerisinde kalıyor ise, ilk akla gelebilecek nedenlerden biridir. Ağır zeka gerilikleri hariç, zihni yetersizliklerin, uzmanlar dışındaki kişilerce (okul çağından önce veya okul çağında) anlaşılması zordur.

Dikkat yetersizliği ve aşırı hareketlilik bozukluğu

Okulun daha ilk günlerinde sınıf düzenini bozmaları, yerlerinde duramamaları ile dikkati çeken bu çocuklar, normal zeka düzeyinde oldukları halde öğrenme güçlüğü gösterirler. Bu gibi çocuklarda temel belirtiler, aşırı hareketlilik, dikkatini herhangi bir etkinliğe yöneltememek, içten gelen bir dürtü ile (empülsif) ani, hatta tehlikeli davranışlarda bulun mak, çabuk sinirlenmek ve agressive (saldırgan) olmak gibi özelliklerdir. Beyin çalışmasındaki minimal düzeyde bir bozukluktan ileri gelir.

Özel gelişimsel bozukluklar

Bu tür çocuklar, herhangi bir zeka özürleri, fizik, nörolojik veya ruhsal bozuklukları olmadığı, diğer boyutlarda son derece normal davrandıkları halde, bazı spesifik becerileri yeterince gelişmediğinden okulda başarısız olurlar. Bu bozuklukların başlıcaları gelişimsel aritmetik bozukluğu, gelişimsel yazma bozukluğu, gelişimsel okuma bozukluğu, gelişimsel konuşma bozukluğu, gelişimsel el ve parmak becerisi bozukluğudur .

Okul korkusu

Genellikle ani başlayan, okula gitmeyi reddetme, okula gitme konusunda panik düzeyine varan anksiyete (kaygı) ile karakterize bir bozukluktur. İştah azalması, çeşitli yakınmalar (sıklıkla karın ağrısı), ishal gibi fizik belirtiler tabloya eşlik edebilir. Bu tür belirtiler genellikle okula gidiş öncesi saatlerde (örneğin kahvaltı masasında) ortaya çıkar. Bir uzmana başvurmadan önce yapılacak ilk iş, serinkanlı, ancak kararlı davranmak ve çocuğun okula devamını mutlaka sağlamaktır; Aksine davranış, tedavide başarı şansını azaltır, süreyi artırır.

Geçici suskunluk

Bu tür bozukluk gösteren çocuklar, lisan ve konuşma becerilerini kazanmış oldukları ve örneğin evde mükemmel sözlü iletişim kurdukları halde, sosyal ortamlarda; özellikle de okulda suskunluğa gömülürler. Anne-babaları tarafından, evdeki durumları kimi zaman. 'geveze'' sıfatı ile belirtilen bu çocuklar okulda tek kelime etmezler. Çok ısrar edil- diğinde bazen jest ve mimikler ile veya baş sallayarak cevap verebilirler. Anlaşılacağı gibi okul uyumu ve başarısını son derece olumsuz etkileyen bir bozukluktur.