|
Çocuğun okula başlaması, anne-babalar için ilk emeklemesi ayakta
durmayı, yürümeyi ôğrenmesi, konuşmaya başIaması gibi sevinçli ve
heyecanlı bir olaydır. Doğallıkla, her yeni dönem gibi okula başlangıç
da hem anne-baba hem de çocuğun kendisi için bir miktar stres de
içerir. Bu, bir anlamda ilk ayrılık, çevre ile ilk baş başa kalma,
anne-babadan ilk kopuştur. Bu nedenle, çocukların çoğunun ilk günlerde
gösterdiği uyum sıkıntıları, hafif kaygılar, ufak tefek yakınmalar,
hatta okul isteksizliği normaldir. Bunlar anne- babanın sabırlı,
hoşgörülü, kararlı yaklaşımı, öğretmenin müşfik, okulu çekici kılan
tutumu ve biraz da zamanın yardımıyla kolayca aşılır.
Küçüklüklerinden beri sevgi ve disiplinin dengeli biçimde bulunduğu
evlerde yetişmiş, elleri erip akılları yettikçe yaşlarına uygun
sorumluluklar üstlenmiş (yemeğini yardımsız yemek, kendi başına
giyinip, soyunmak, tuvalet gereksinimini karşılamak, odası, yatağının
düze- ninden yükümlü olmak vs.) sevinmiş ancak, aşırı kollanmamış,
gereğinden fazla yardım edilmemiş çocuklar için okula uyum, saydıklarımızın
ötesinde bir soruna yol açmaz. Bu çocukların anne-babaları için
yapılacak tek şey, zaten oluşturmuş bulundukları sorumluluk duygusunun
devamını sağlamaktır. Bu da, okul başarısı ile sevgi, şefkat gibi
duyguları karıştırmamaya özen göstermek; başarı ve başarısızlıkları
serin kanlı, akılcı karşılamak, bu nedenle ödül ve ceza yöntemlerine
başvurmaktan kaçınmak, derslerinde gerektikçe yardım etmek, ancak
kesinlikle onun yerine ve ya onunla birlikte yapmamakla mümkündür.
Aksine davranışların, çocuğun kafasında okulu, anne-babanın hoşnut
olması için gidilen bir yer haline getireceğini bilerek davranmak
yeterlidir.
Bu çocukların dışında, genellikle ilkokul çağında su yüzüne vuran
ve sayıları ihmal edilemeyecek düzeyde olan bazı çocuk ruh sağlığı
bozuklukları vardır ki, okul başarısını da engelleyen bu sorunlar,
anne-baba veya öğretmen tarafından çözülemez. Bu tür çocuklar için
mutlaka ve gecikmeden bir uzmandan yardım istenmesi gerekir. Söz
konusu bozukluklar, ne kadar erken teşhis edilirse, tedavi şansı
o oranda yüksektir. Bu bozuklukların başlıcaları şunlardır:
Zihni Yetersizlik
Öğrenme hızı açısından çocuk, eğer sınıf çoğunluğunun gerisinde
kalıyor ise, ilk akla gelebilecek nedenlerden biridir. Ağır zeka
gerilikleri hariç, zihni yetersizliklerin, uzmanlar dışındaki kişilerce
(okul çağından önce veya okul çağında) anlaşılması zordur.
Dikkat yetersizliği ve aşırı hareketlilik bozukluğu
Okulun daha ilk günlerinde sınıf düzenini bozmaları, yerlerinde
duramamaları ile dikkati çeken bu çocuklar, normal zeka düzeyinde
oldukları halde öğrenme güçlüğü gösterirler. Bu gibi çocuklarda
temel belirtiler, aşırı hareketlilik, dikkatini herhangi bir etkinliğe
yöneltememek, içten gelen bir dürtü ile (empülsif) ani, hatta tehlikeli
davranışlarda bulun mak, çabuk sinirlenmek ve agressive (saldırgan)
olmak gibi özelliklerdir. Beyin çalışmasındaki minimal düzeyde bir
bozukluktan ileri gelir.
Özel gelişimsel bozukluklar
Bu tür çocuklar, herhangi bir zeka özürleri, fizik, nörolojik veya
ruhsal bozuklukları olmadığı, diğer boyutlarda son derece normal
davrandıkları halde, bazı spesifik becerileri yeterince gelişmediğinden
okulda başarısız olurlar. Bu bozuklukların başlıcaları gelişimsel
aritmetik bozukluğu, gelişimsel yazma bozukluğu, gelişimsel okuma
bozukluğu, gelişimsel konuşma bozukluğu, gelişimsel el ve parmak
becerisi bozukluğudur .
Okul korkusu
Genellikle ani başlayan, okula gitmeyi reddetme, okula gitme
konusunda panik düzeyine varan anksiyete (kaygı) ile karakterize
bir bozukluktur. İştah azalması, çeşitli yakınmalar (sıklıkla karın
ağrısı), ishal gibi fizik belirtiler tabloya eşlik edebilir. Bu
tür belirtiler genellikle okula gidiş öncesi saatlerde (örneğin
kahvaltı masasında) ortaya çıkar. Bir uzmana başvurmadan önce yapılacak
ilk iş, serinkanlı, ancak kararlı davranmak ve çocuğun okula devamını
mutlaka sağlamaktır; Aksine davranış, tedavide başarı şansını azaltır,
süreyi artırır.
Geçici suskunluk
Bu tür bozukluk gösteren çocuklar, lisan ve konuşma becerilerini
kazanmış oldukları ve örneğin evde mükemmel sözlü iletişim kurdukları
halde, sosyal ortamlarda; özellikle de okulda suskunluğa gömülürler.
Anne-babaları tarafından, evdeki durumları kimi zaman. 'geveze''
sıfatı ile belirtilen bu çocuklar okulda tek kelime etmezler. Çok
ısrar edil- diğinde bazen jest ve mimikler ile veya baş sallayarak
cevap verebilirler. Anlaşılacağı gibi okul uyumu ve başarısını son
derece olumsuz etkileyen bir bozukluktur.
|