Çocukları Hareketleri Ele Verir        ( Bella Dergisi Mart 1992 )
Orjinal haberi görüntülemek için buraya tıklayınız
(Resimler büyük boyutta olduğundan ekrana gelmesi 1-2 dk. sürebilir)

Okuma bozukluğu anne ve babamın hatta öğretmenin gözünden kaçan ve ''dalga geçen çocuk''la ''okuma bozukluğu olan çocuk''u birbirine karıştıran bir hastalıktlr. Oysa okuma bozukluğu tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Her hastalıkta olduğu gibi, bunda da erken tam önem taşır. Aileleri bir ömür boyu etkileyecek olan bu konu için Psikolog Murat Güvençer bizleri aydınlatıyor.

Bu ay, çocuklarda görülen ve tahsil sürecini son derece olumsuz etkileyen, okuma becerisi isteyen günlük etkinlikleri kısıtlayarak, tüm yaşamlarında çeşitli sıkıntılara neden olan ciddi bir rahatsızlıktan (Reading Disorder- diğer adıyla Dyslexia) 'dan bahsedeceğiz.

Okuma Bozukluğunun temel özelliği, çocuğun yaşından, zeka düzeyinden beklenmeyecek ölçüde okuma başarısızlığı gösteren bir rahatsızlıktır. Belirli özel testlerle tanı koyulabilen bu tabloda, okumanın doğruluk derecesi, hızı ve anlaşılabilirliği, çocuğun zihni kapasitesine ve almış olduğu eğitimin süresi ve niteliğine uymayacak biçimde, bariz olarak yetersizdir. Bu rahatsızlık akademik başarıyı ve okuma işlevine dair yaşam faaliyetlerinde ciddi kısıtlılıklara, sıkıntılara sebebiyet verir. Dolayısıyla kişinin tahsil hayatını, iş hayatını ve özetle tüm yaşamı olumsuz şekilde etkiler.

En sık rastlanan belirtileri, çok kullanılan harfleri birbirinden ayırdetmede güçlük veya imkansızlık, bir harfin yerine başka bir harfi algılamak, harfleri ters algılamak, sesleri, onların sembolleri olan harflere dönüştürerek algılamada ve okumada güçlük veya imkansızlık olan bu bozukluk, uzmanlar tarafından çok erken yaşlarda anlaşılabilirse de, genellikle yuvaların hazırlık sınıfları veya ilkokulun birinci sınıfından önce (yani okuma öğretiminin başlangıcından önce) gözden kaçar.

Hatta, zeka düzeyi yüksek bir çocuk söz konusu ise ilkokulun ilk bir kaç sınıfında dahi meslek dışından insanların (öğretmen, anne, baba gibi) gözüne çarpmayabilir. Genellikle yazma bozukluğu, matematik bozukluğu, diğer gelişimsel rahatsızlıklar ile birlikte bulunan bu bozukluğun rastlanma sıklığına dair ülkemizde sıhhatli araştırmalar yeterince yapılmamakla birlikte, bir fikir verebilmesi açısından ABD'de yapılan araştırmalarda okul çağı çocukiarının % 4 'ünde yani her yüz çocuktan dört çocukta saptandığını söyleyebiliriz. Ülkemizde de tahminen daha az sıklıkta görülmediğini belirtmek yanlış olmaz.

Hastalık, öğrenme bozukluğu gösteren, birinci dereceden akrabalara sahip çocuklar arasında daha yaygın olup, kızlar ve erkekleri eşit ölçüde (yarı yarıya) etkilemektedir. Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere, okuma bozukiuğu adını verdiğimiz bu hastalık, tıpda çok önemli sayılan bir oranda çocuklarınızda görülmekte, küçük yaşlarda, özellikle yuva çağında ve ilkokula başlamadan önceki yıllarda ve özellikle çok yoğun olmadığında veya zeka düzeyi yüksek bir çocuk söz konusu olduğunda kolaylıkla gözden kaçmaktadır. Gene yukarıda da sözettiğimiz gibi bu hastalığın tanısı ancak uzmanlar tarafından ve belirli özel testler ve muayene yöntemleri kullanılarak konabilir. Hastalığın tedavisi vardır. Doğallıkla ve bütün sağlık sorunlarında olduğu gibi erken teşhis ve tedavi çok önemli ve yararlıdır.

Sonuç olarak, zeka düzeyi normal ve aldığı eğitim yeterli olduğu halde okuma işlevinde tam bir başarı gösteremeyen veya beklenen başarı düzeyinin az da olsa altında olan çocukların vakit geçirilmeksizin muayene ettirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtelim.